Başını Vermeyen Şehit (Ömer Seyfettin)

Wikisum sitesinden
Bu özet yapay zekâ tarafından yazılmıştır. Metin henüz bir editör tarafından kontrol edilmemiştir ve hatalar içerebilir.
⚔️
Başını Vermeyen Şehit
Osm. باشنی ویرمه ین شهید · 1917
Öykü özeti
Özgün metin 18 dakikada okunur
Mikro özet
Kaleyi savunan bir din adamı, başı kesilen askerin kalkıp başını aldığını gördü. Mezarında da olağanüstü görüntülere tanık oldu. Sırrı herkese anlatınca bunları göremez oldu ve kaleden gönderildi.

Bölüm başlıkları editoryaldir.

Grijgal palangasında arife öncesi: Kuru Kadı’nın Zigetvar kaygısı

Macaristan sınırındaki küçük bir Osmanlı kalesinde, Kurban Bayramı arifesinden önceki akşamüstüydü. Grijgal palangasının yönetimini üstlenen Kuru Kadı, karşıdaki Zigetvar Kalesi'ni kaygıyla izliyordu.

🧔🏽
Kuru Kadı — orta yaşlı erkek, palanga kadısı, esmer zayıf yüzlü, iri başlı ve uzun sakallı, sert, titiz ve çok dindar.

Palanganın kumandanı Ahmed Bey, genç savaşçılarıyla sefere gitmiş, ordu kış yüzünden kuşatmayı kaldırınca da geri dönmemişti.

👨🏻‍✈️
Ahmed Bey — orta yaşlı erkek, Grijgal palangası kumandanı ve vali, askerî yönetici.

Kuru Kadı'nın yanında yüz on üç hasta, yaşlı ve güçsüz asker kalmıştı. Kendisi asker değildi, fakat bütün savaşlara katılmıştı. Birkaç bin asker ve birkaç topla Zigetvar'ı alabileceğini düşünüyordu. Kargaların sesleri içini daralttı. Kurbanlıkların içeri alınmasını emredip odasına çekildi.

Düşmanın teslim teklifi ve gazilerin cenge hazırlanması

Arife sabahı nöbetçinin sesini duyan Kuru Kadı, Zigetvar'dan toplarla ilerleyen düşmanı gördü. Askerleri uyandırttı, kapıları kapattı ve çevredeki kalelerden yardım istemek için işaret toplarını attırdı. Saldırganların başında, yaklaşık iki bin askeriyle Kıraçin vardı.

🧔🏼
Kıraçin — orta yaşlı erkek, Zigetvar kalesi kumandanı, düşman komutanı, hırslı ve baskıcı.

Komutan, kalenin teslim edilmesi karşılığında muhafızların güvenle ayrılacağını bildirdi. Kadı, yanıtı öğleden sonraya bıraktı; yüz on dört savunucudan hiçbiri teslim olmak istemedi. Savaşçılardan Deli Mehmed, hemen dışarı çıkıp saldırmayı istedi.

🤺
Deli Mehmed — genç erkek savaşçı, Anadolu dervişi, palabıyıklı gök gözlü beyaz yüzlü, coşkulu ve korkusuz.

Onun yakın arkadaşı Deli Hüsrev de aynı isteğe katıldı.

🥷🏻
Deli Hüsrev — genç erkek savaşçı, Anadolu dervişi, çevik ve neşeli, coşkulu ve korkusuz.

Ödül ve rütbe kabul etmeyen bu iki dervişin peşinde herkes kapıya yöneldi. Kadı, önce ibadet edip helalleşmelerini istedi:

O halde münasip olan budur ki, biz de namazlarımızı eda edelim. Gözlerimizin yaşını dökelim. Dua edelim. Birbirimizle helalleşelim. Sonra gazaya girişelim. Kalanlarımız gazi, ölenlerimiz şehit olsun!

Grijgal gazası, Deli Mehmed’in kerameti ve yeşil nurlu mezar

Gaziler öğleye kadar namaz kılıp dua ettiler. Uzak kalelerden yardım topları duyulunca Kuru Kadı kapıyı açtı. Deli Mehmed ile Deli Hüsrev'in yönettiği iki kol düşmana saldırdı. Yardıma gelen beş on atlının kaldırdığı tozu büyük bir ordunun gelişi sanan düşman, iki taraftan kuşatıldığını düşünerek bozuldu.

Kuru Kadı, çarpışma sırasında Deli Mehmed'in yere düştüğünü gördü. Siyah atlı bir şövalye onun başını kesip götürmek üzereydi. Kadı yetişmeye çalışırken Deli Hüsrev, arkadaşına canını verdiğini, başını vermemesini haykırdı. Bunun üzerine başsız beden ayağa kalktı ve şövalyenin ardından koştu:

Bu başsız vücut uçar gibi koşuyordu. Kendi kellesini götüren zırhlı şövalyeye yetişti. Eliyle öyle bir vuruş vurdu ki... Lâin hemen yüksek atından tepesi üstü yuvarlandı.

Deli Mehmed'in bedeni, yere düşen başını alıp yeniden uzandı. Kuru Kadı gördüğü olay karşısında donakaldı; Deli Hüsrev onu sarsıp savaşa döndürdü. Çarpışma akşama kadar sürdü. Savunuculardan on dokuzu şehit olmuştu; düşman geride altmış dört ceset bıraktı, diğer ölülerini götürdü.

Kadı, Deli Mehmed'i düştüğü yere gömdürdü. Mezar başında Yasin okurken yeşil bir ışık içinde, beyaz kanatlı bir meleğin şehidin boynuna sarılıp alnını öptüğünü gördü. Işık her yanı kaplayınca kendinden geçti. Arkadaşları onu uykuda sanarak kaleye götürdüler. Deli Hüsrev ise atını tımar edip türkü söylüyor, aynı görüntüyü kendisinin de gördüğünü belli ediyordu.

Sırrın açıklanması, Kuru Kadı’nın mahrumiyeti ve palangadan gönderilişi

Kuru Kadı günlerini mezarın başında geçirdi. Yazılı bir taş diktirdi, namazları bile orada kıldırmak istedi. Dileklerinin gerçekleştiğini gördü. Çevredekiler onun delirdiğini düşünürken o, sırrını saklayamadı. Savaşta gördüklerini herkese anlattı ve yüzlerce beyitlik bir destan yazdı.

Fakat bundan sonra önceki sevincini kaybetti, mezardaki ışığı ve şehidin mutluluğunu göremez oldu. Yemeden içmeden kesildi. Kırlarda karşılaştığı Deli Hüsrev, bu kaybın nedenini açıkladı:

— Ahmak, dedi, neye gördüğünü halka söyledin? Adam gördüğünü kâle geçirirse kazandığı hâli kaybeder. Eğer susaydın, gördüğün keramete ölünceye kadar şahit olacaktın...

Hüsrev, bunun ikisine de şehitlik müjdesi olduğunu söyledi; olayı gören bir kişi daha vardı. Kadı giderek kötüleşti. Geri dönen Ahmed Bey onu hizmet edemez bulup palangadan gönderdi. Zamanla kendisi unutuldu, fakat destanı okunmaya devam etti.

On iki yıl sonra Zigetvar’da kimliği belirsiz şehit

On iki yıl sonra Zigetvar alındığında, Deli Hüsrev'in parçalanmış cesedi yanında silahsız, ak sakallı, yeşil giysili bir şehit bulundu. Kimliği belirlenemedi. Askerler onu yardıma gelmiş bir veli sandı; Kuru Kadı olup olmadığı belirsiz kaldı.

Özet için «Yeni Mecmua» dergisinin 1917 yılı 21. sayısındaki öykü baskısı esas alınmıştır (İstanbul: Yeni Mecmua, 1917).