Diyet (Ömer Seyfettin)

Wikisum sitesinden
Bu özet yapay zekâ tarafından yazılmıştır. Metin henüz bir editör tarafından kontrol edilmemiştir ve hatalar içerebilir.
⚔️
Diyet
Osm. دیت · 1918
Öykü özeti
Özgün metin 18 dakikada okunur
Mikro özet
Haksız yere hırsızlıkla suçlanan demirci, kolunu kurtarmak için para ödeyen kasaba hizmet etti. Kasap borcunu yüzüne vurunca demirci kendi kolunu kesip önüne attı ve özgürce şehirden ayrıldı.

Özetin bölümlere ayrılması editoryaldir.

Koca Ali’nin sanatı, gizemli geçmişi ve bağımsızlık tutkusu

Tahminen Osmanlı döneminde, adı belirtilmeyen bir şehirde bir yaz günü, Koca Ali karanlık demirci dükkânında tek başına çalışıyordu.

👨🏻‍🏭
Koca Ali (Ali Usta) — uzun boylu, iri pençeli, geniş omuzlu orta yaşlı erkek demirci ustası, bekâr, gururlu, çalışkan, sessiz ve onurlu.

On yıldır yaptığı kılıçlar Anadolu ve Rumeli'de ün kazanmıştı. Halk onu sevse de geçmişini bilmiyordu. On iki yaşında babası idam edilince zengin vezir amcasının yanına alınmış, ancak kimseye borçlu kalmamak için oradan kaçmıştı. Erzurum'da bir demircinin yanında çalışmış, sonra Anadolu'yu dolaşmıştı. Az kazançla yetinmiş, para için değil, sanatı için çalışmıştı. Savaşlara gönüllü gitmişti. Çeliğe dayanıklılık kazandıran özel bir yöntem bulmuştu:

O, çeliğe "çifte su" vermesini biliyordu. Uzun kılıçlar değil, yaptığı kısacık bıçaklar bile iki kat olur, yine kırılmazdı. "Çifte su vermek", sanatının, yalnız ona özgü bir sırrı idi.

Mesnevî’nin uyandırdığı vecd ve köprüde geçirilen gece

Bir akşam on saatlik çalışmanın ardından yakındaki mescide gitti. Konya'dan gelen iki dervişin yatsıya kadar Mesnevî okuyacağını öğrenince orada kaldı. Dilini anlamasa da okunanların ahenginden çok etkilendi. Yatsıdan sonra dükkânına dönmeyip ılık, yıldızlı gecede yürüdü. Şehir dışındaki mandıralara giden yolun tahta köprüsünde durdu; suya yansıyan yıldızları ve bülbülleri dinleyerek saatler geçirdi. Gece devriyesinin başındaki Dizdarbaşı onu burada buldu.

💂🏻‍♂️
Dizdarbaşı — palabıyıklı, yüksek kavuklu orta yaşlı erkek kolluk başı, sert, kuşkucu ve otoriter.

Neden orada olduğunu anlatamadı. Görevliler onu tanıyınca evine yolladı. Dükkânının kapısını aralık buldu, rüzgârın açtığını düşündü ve ışık yakmadan yattı.

Hırsızlık suçlaması, aleyhteki kanıtlar ve kol kesme hükmü

Ertesi sabah görevliler dükkânı aramaya geldi. Gece bir mandıradan beş yüz koyunun satış parası çalınmış, iki hırsız bekçi çobanı bağlayıp dövmüş ve kolunu kırmıştı. Hırsızlar köprünün altında bir kuzu kesmişti. Dükkânın önünde boş bir para kesesi, eşikte kan, içeride ise yeni yüzülmüş kuzu derisi bulundu. Koca Ali bunları oraya kendisinin koymadığını söyledi; fakat gece köprüde ne yaptığını yine açıklayamadı.

Çoban da hırsızlardan birini ona benzettiğini söyleyince suçsuz olduğunu kabul ettiremedi. Geçmişinin bilinmemesi de aleyhine sayıldı. Hâkim sol kolunun kesilmesine karar verdi. Ali, kolu yerine başının kesilmesini istedi; hâkim adam öldürmediği için bunu reddetti. Tutuklu beklerken bir daha kılıç yapamayacağını düşündü. Kolunu kurtaracak diyet parasını ödeyecek birikimi yoktu.

Sipâhîlerin kurtarma girişimi ve Hacı Kasap’ın diyet şartı

Şehir halkı ustanın sakat kalmasına üzüldü. Ucuza kılıç yaptığı sipahiler onu kurtarmak için şehrin en zenginlerinden Hacı Mehmed'e, yani Hacı Kasap'a başvurdu.

🧓🏻
Hacı Mehmed (Hacı Kasap) — yetmiş yaşını aşmış, sıska, mavi gözlü yaşlı erkek kasap, zengin, cimri, huysuz ve acımasız.

Kasap, kendi ölümüne kadar ücretsiz hizmetçilik yapması şartıyla kolunun diyetini ödemeyi kabul etti. Ali önce kasaplık bilmediğini söyleyerek karşı çıktı. Sipahiler, adamın yetmişi geçtiğini ve ölünce yeniden özgür kalacağını söyleyip onu razı etti.

Hacı Kasap’ın yanında ağır hizmet ve dayanılmaz minnet azabı

Diyet ödenince Ali, kasabın dükkânına yerleşti. Hacı Kasap bütün işleri ona yükledi. Gece yarısı uzaktaki mandıradan koyun getiriyor, kesiyor, yüzüyor, parçalıyor ve akşama kadar et satıyordu. Sonra dükkânı yıkıyor, doğru dürüst uyumadan yeniden yola çıkıyordu. Odun kesmek, su taşımak, hatta evin lağım kuyusunu temizlemek de ona kalmıştı. Bütün bu emeğinin karşılığında yalnızca sulu bulgur çorbası ve bazen kasabın yemek artıklarını alıyordu.

Ali ağır çalışmaya dayanabilse de kasabın kolunu kurtardığını durmadan hatırlatmasına katlanamıyordu. Her emirden sonra borcunu yüzüne vurması onu öfkelendiriyordu. Kaçmayı ise borcunu ödemeden gitmek saydığı için onuruna yediremiyordu:

İşte o vakit gerçekten hırsızlık etmiş olacaktı. Fakat bu herifin ikide bir de bu yaptığını başa kakmasına tahammül... Ölümden pek güç, ölümden pek acı, ölümden pek ağırdı...

Kendi kolunu keserek diyeti geri ödemesi ve şehirden ayrılması

Hizmete başlayalı tam bir hafta olmuştu. Cuma sabahı Ali koyunları getirip kesmiş, etleri asmış, satır ve bıçakları bilemeye başlamıştı. Kasap geldiğinde onu tembellikle suçladı. Ali susup yüzüne baktı. Yaşlı adam yine kolunun diyetini kendisinin verdiğini hatırlattı. Bunun üzerine Ali en büyük satırı aldı, sıvalı kolunu kıyma kütüğüne koyup tek vuruşta kesti:

O anda kopan kolunu tuttu. Gördüğü şeyin dehşetinden gözleri dışarı fırlayan Hacı Kasap'ın önüne:

— Al bakalım, şu diyetini verdiğin şeyi! diye hızla fırlattı.

Ardından kolu kesilen giysisinin yenini sıkıca düğümledi ve dükkândan çıktı. Vaktiyle nereden geldiği bilinmediği gibi, bundan sonra nereye gittiğini de şehirde kimse öğrenemedi.

Özet için «Yeni Mecmua» dergisinin 1918 yılı 27. sayısındaki öykü baskısı esas alınmıştır (İstanbul: Yeni Mecmua, 1918).