Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)
Özetin bölümlere ayrılması editoryaldir.
Hatice Hanım’ın evlilik travması ve köşkteki katı düzeni
İstanbul'un Göztepe semtindeki bir köşkte, zamanı belirtilmeyen bir dönemde Hatice Hanım yaşıyordu.
On üç yaşında altmış yaşındaki bir adamla evlenmiş, genç yaşta dul kalmıştı. Erkeklerden ve evlilikten nefret etmişti. Köşkte hizmetçisi Eleni de yaşıyordu.
Evlatlığı Gülter de ev işlerine yardım ederdi.
Bolulu aşçısı Mehmet ise çekingen görünür, konuşurken yüzlere bakamazdı.
Hatice Hanım köşkü kadınlarla temizler, aşçıyı tıraş ettirip beyaz giydirirdi. Çalışanlarının başkalarıyla görüşmesini yasaklar, onları sık sık denetlerdi.
Yüksek ökçelerden yün terliklere geçiş
Boyu çok kısa olan Hatice Hanım, evin içinde bile çok yüksek topuklu ayakkabılar giyerdi. Bu ayakkabılarla merdivenleri hızla iner çıkar, köşkün her yanında dolaşırdı. Bir süre sonra başı dönmeye başlayınca bir doktor çağırdı.
Doktor ilaç vermedi; bütün şikâyetlerinin yüksek ökçelerden kaynaklandığını söyledi. Ayakkabılarını çıkarıp yumuşak yün terlikler giymesini önerdi. Hatice Hanım bu öneriye uydu. İki gün içinde baş dönmesi geçti, dizleriyle baldırlarındaki ağrılar da sona erdi.
Sessiz terlikler, yakalanan hizmetçiler ve kovulmaları
Bedeni rahatlayan Hatice Hanım, dokuz yıldır yanında çalışanların davranışları yüzünden huzursuz oldu. Onların birden değiştiğini sandı. Eleni'yi kendi diş fırçasını kullanırken, Gülter'i kilerde reçel yerken gördü. Mehmet'i de et yenmeyen bir günde büyük bir tabak et yerken yakaladı. Bir hafta içinde on beşten fazla hırsızlığa ve uygunsuz davranışa tanık oldu.
Mehmet'in komşu paşanın askerleriyle koca bir kap pilav yediğini görünce öfkesi daha da arttı. O gün yiyeceklerin bulunduğu yerleri kilitledi ve artık çalınabilecek bir şey bırakmadığını düşündü.
Ertesi sabah geç kalkıp mutfağa gittiğinde Mehmet'i Eleni ile Gülter'i dizlerine oturtmuş, ikisinin de beline sarılmış halde buldu. Gördüklerine dayanamayarak gözlerini kapadı, fakat konuşmalarını dinledi. Mehmet şeker getirmediği için Gülter'e sitem ediyor, Eleni'yi de gece gelmeye çağırıyordu. Eleni yakalanıp kovulmaktan korkuyordu. Gülter ise terliklerden yakındı:
Gülter:
— Ah o terlikler! dedi, her işimizi bozdu. Hanımın geldiği hiç duyulmuyor. Ne yapsak yakalanıyoruz. Eskiden ne iyiydi. Yüksek ökçelerin takırtısından evin en üst katında kımıldadığını duyardık.
Hatice Hanım, yüksek ökçelerinin sesinin çalışanlarına önceden haber verdiğini, terliklerle ise fark edilmeden yanlarına geldiğini öğrendi. Konuşma uzadıkça bilmediği başka olayları da duydu. Sonunda gözlerini açıp bağırdı ve üçünü de hemen evden kovdu.
İki yıllık hizmetçi arayışı ve yüksek ökçelere dönüş
Hatice Hanım, kovduğu çalışanların yerine yeni aşçılar ve hizmetçiler aldı. Ancak işe aldığı herkesin hırsızlık yaptığını, yüzsüz ve uygunsuz davrandığını gördü. Tam iki yıl boyunca düzgün bir çalışan bulamadı. Malı mülkü vardı, başka bir sıkıntısı yoktu; yine de hizmetçi derdi yüzünden zayıfladı, sararıp soldu. Aynı sorunlarla karşılaşınca bu arayıştan vazgeçti.
Sonunda yüksek ökçeli ayakkabılarını yeniden giydi. Artık çalışanlarının yaptıklarını göremez oldu ve yeniden canlandı. Baş dönmesi geri döndüğü halde, doktorun yine sessiz terlikleri önereceğini düşündüğünden muayene olmadı:
Benzine kan geldi. Vâkıâ yine, başı dönmeye başladı. Fakat sesi işitilmeyen ökçesiz terlik giydireceğini düşünerek doktora kendini göstermiyor:
— Hiç olmazsa şimdi yüreğim rahat ya, diyordu.